“10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü “dolayısıyla yılda bir de olsa hatırlanmak biz basın emekçileri olarak memnunuz.

Bilindiği gibi, Ülkemizde, gazetecilere sosyal ve ekonomik haklar sağlayan ve Türk basınında bir dönüm noktası olan 212 sayılı yasanın, 10 Ocak 1961 yılında kabul edilmesiyle birlikte, her yıl 10 Ocak tarihi “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak kutlanmaktadır.

Meslekte 26. Yılını yaşayan bir basın emekçisi olarak telefon ederek özellikle günümüzü kutlayan Belediye Başkanımız Sayın Fuat Koçal’a, çiçek gönderen AK Parti İlçe başkanımız sayın Ahmet Uzun’a, Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanımız sayın Kadem Sağlam’a ile birçok mesaj gönderen kıymetlilerimize teşekkür ediyorum. Özellikle ilçemizin genç iş insanlarından Sayın Kayhan Alp ve zevceleri Sayın Neslihan Alp hanıma ayrıca teşekkür ediyorum.

Bende, Zor şartlar altında, büyük bir sorumluluk bilinciyle görev yapan; gerçeğin peşinden yılmadan koşan tüm meslektaşlarımın “10 Ocak Gazeteciler Gününü” tebrik ediyor, kalemlerinin keskin ve uzun soluklu olmasını temenni ediyorum. Ayrıca bugün idareciler günü olması hasebi ile tüm idarecilerin de gününü kutluyorum.

Gazete basımına yazımızı yetiştirmek için yazdığım bu saate kadar gelen mesaj ve kutlamalar bilgimiz dahilinde olamadığı için kendilerinden özür dileyerek bir sonraki yazımızda kendilerini onurlandıracağımızı da buradan ifade etmek istiyorum.

**********************

Yeni Yılda Yeni Umutlara Yelken Açmak

Her yeni yıl, insanın iç limanında sessiz bir hareketlilik başlatır. İnsanın iç limanında demir alan bir gemi gibidir.

Takvim yaprakları değişirken, kalbimizde de yeni umutlar demir alır. Kimimiz farkında olur bunun, kimimiz sadece içimizdeki hafif kıpırtıyı hisseder. Ama gerçek şudur: Yeni yıl, umut etmeyi yeniden hatırlatır. Takvim değiştiğinde, aslında değişen zaman değil; insanın umutlarıdır.

Bir yıl boyunca yaşananlar, insanın yelkenlerini kimi zaman yıpratır, kimi zaman da güçlendirir. Yeni yıl ise, rotayı yeniden çizmek için verilen sessiz bir mola olarak değerlendirmek insana özellikle yeni heyecanlar katar. Dileğim heyecanlarınızın hiç kaybolmaması yönündedir.

Yeni yıla girerken hepimiz az ya da çok bir şeyleri geride bırakırız. Kırgınlıkları, yarım kalmış cümleleri, “keşke”lerle dolu anıları…

Eğer geçmişimize takılıp kalırsan bir yılı daha boşa geçirmiş oluruz. Bu da umutlarımızdan vazgeçmemiz anlamına gelir. Çünkü umut, ağır yüklerle yol almayı sevmez.

Umut dediğimiz şey, büyük hayallerden ibaret değildir çoğu zaman. Bazen daha huzurlu bir sabah, bazen içimizi acıtmayan bir akşamdır. Daha az acele etmek, daha çok hissetmek; daha az konuşup daha çok anlamak…

Yeni yıl, insana tam da bu küçük ama derin beklentileri hatırlatır.

Yeni umutlara yelken açmak cesaret ister. Belirsizlik korkutur, dalgalar ürkütür. Ama limanda kalmak da insanın içini çürütür. Yeni yıl, “ya olmazsa” korkusuna rağmen “ya olursa” diyebilmenin adıdır.

Geçmiş yıl bize ne getirmiş olursa olsun, umut geleceğe borçlu olduğumuz bir inançtır. Yaşanan hayal kırıklıkları, yeni umutların düşmanı değil; aksine öğretmenidir. İnsan en çok düştüğü yerden kalkmayı öğrendiğinde güçlenir.

Yeni yılda umutlara yelken açmak; daha iyimser olmak değil sadece, daha sabırlı olmayı da seçmektir. Hemen olsun istemeden, emek vermeyi göze alarak ilerlemektir. Rüzgâr bazen arkadan eser, bazen karşıdan… Mesele, rotayı terk etmemektir.

Belki bu yıl mucizeler olmayacak. Belki her şey bir anda düzelmeyecek. Ama umut varsa, yol vardır. Ve insan, umudunu kaybetmediği sürece her yeni yıl gerçekten yenidir.

Yeni yıl, yeni umutlar demektir.

Ve umut varsa, insan hâlâ yoldadır.

Yeni yılda yeni umutlara yelken açan herkesin rotası açık, rüzgârı daim olsun.