Her zaman merak etmişimdir tarihi geçmişimiz nasıl diye. Küçük bir kaçamak yaparak Osmanlının ilk başkenti İznik’e kısa bir yolculuk yapmayı Mevla’m nasip eyledi.

Gerçekten gezilecek görülecek birçok yerlerden bir tanesi. Özellikle ulaşım ve erişim kolaylığı yönünden mükemmel bir yer. Tarihi dokusu özellikle bozulmamış olması ise tarihimizin tüm izlerini gösteriyor.

Kent 1200-n 1300’lü yıllardan beri ayakta kalmış birçok tarihi eser ve yapı ile yüzünüze özellikle buraya gelin bizleri görün dercesine size gülüyor. Etkilenmemek mümkün değil. Beni özellikle, Bizans Dönemi'nde bazilika olarak inşa edilmiş ve daha sonra 11’inci yüzyıldaki depremden sonra yenilenmiş, Orhan Gazi tarafından İznik'in fethiyle 1331 yılında camiye dönüştürüldü, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından yenilenmiştir. 1935 ve 1953 yıllarında yapılan onarımlar sonrasında bu günkü haliyle ziyaretçilerini yıllara meydan okuyarak tim dik ayakta karşılıyor.

Restorasyon çalışmalarında bizim eski camii gibi tarihi dokusu hiçbir şekilde bozulmamış. İlk yapıldığı günde kullanılan malzemelerle günümüze taşınmış.

Bazen insan hayıflanıyor. Tarihimize değer vermiyoruz diye ama böylesine kutsal yerleri görünce kendimize haksızlık ettiğimizi düşünüyorum.

Sözün özü, tarihi geçmişimizi bileceğiz ve geçmişimize sahip çıkacağız. Doğrusu çıkmak zorundayız. Milli şairimizin dediği gibi;

"Sahipsiz olan vatanın batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır."

Bu arada da Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'u saygı, sevgi ve rahmetle analım.

***

Üzüldüm!

Öncelikle bölgemizin önemli seslerinden, Birlik Haber Ajansı ve İhlas Haber Ajansı Bölge temsilcisi aynı zamanda Şalpazarı SES İnternet Gazetesi imtiyaz sahibi Sayın Mustafa Özcan’ın anneannesinin ölüm haberini üzüntü ile öğrendim.

Özcan ve Usta Ailelerine yürekten sabırlar diliyor ve acılarını paylaşıyorum. Merhume anneannemize de Rahmetler diliyorum. İl dışında olmam nedeniyle cenazeye iştirak edemediğim içinde ayrıca çok üzgünüm.

Özcan ve Usta Ailelerinin acısını paylaşıyorum.