GÖRÜNÜŞ

Ahmet SARAÇ

Türkiye’de ve dünyada amatör ligler, profesyonel liglerin altyapısıdır. Amatör olmadan, profesyonel lig olmaz.

Amatör ligde maç yönetmeyen hakemler de; profesyonel liglerde maç yönetemezler. Gerek futbolcular, gerekse hakemler için amatörlük bir okuldur. Nasıl ki, bir okulu bitirmeden diploma alamıyorsan ve bir üst okula devam edemiyorsan, bir amatör ligde oynamadan ya da maç yönetmeden de profesyonel futbolcu olamazsın, hakem olarak profesyonel liglerde maç yönetemezsin.

Gazetecilikte 40.yılımı doldurdum. İlk gazeteciliğe başladığımda bölgemizde stad yoktu. Daha sonra 1988 yılında Vakfıkebir ilçe stadı açıldı. Ben de 1988 yılından buyana önce Vakfıkebir, daha sonra Çarşıbaşı, Tonya, Beşikdüzü ilçelerinde amatör maçlara gittim ve gidiyorum. Öyle amatör hakemlerle karşılaşıyoruz ki, insan hiç alakası olmadığı bir maçta dahi bir gazeteci olarak çıldırası geliyor. Öyle hakemler geliyor ki, amatörün de amatörü. Sanki hakem bulunamayan bir turnuvada sıradan birinin hakem olması gibi maç yönetiyorlar.

Yazık bu gencecik oyunculara. Onları futboldan küstürmemek lazım. Son yıllarda zaten millet futboldan soğudu. Futbola ilgi her geçen yıl azalıyor. Hani nerede bir boşluk varsa, orada futbol oynayan çocuklar, gençler. Onları sahalarda tutacak yerde, onları sahadan uzaklaştırıcı, nefret edici kararlar veriliyor. Amatör futbol oynayan bir müdür dahi artık bu kararlara dayanamıyorum diyorsa, burada kulüp idarecilerinin, hocaların, hakemlerin kısaca herkesin düşünmesi lazım!..

Konumuz hakemler üzerineyken, amatör maç yöneten hakemlere örnek olması açısından bir hatıramı sizlerle paylaşmak istiyorum. Maç, Tonyaspor-Kisarnaspor. Sezonunu hatırlayamıyorum ancak, hakem Yusuf Yaylı idi. O zaman Tonya’nın sahası olmadığından maç Vakfıkebir İlçe Stadyumu’nda oynanıyordu.

Tonyaspor’da, 7 numaralı bir oyuncu insanı fıtık edercesine sürekli hakem Yusuf Yaylı’ya itiraz ediyordu. İster aleyhine düdük çalsın, isterse lehine. İtirazı, “ o düdük ağzında kaldı, çaldın da ne oldu, mükafat mı verecekler sana, bırak bizi de oynayalım?” gibi ipe sapa gelmez sözlerdi.

O yıllar maç iki top ile oynanırdı. Biri ev sahibinin, diğeri misafir takımındı. Topun biri Folderesi’ne gitti; o alınmadan ikincisi de gitti. Hiç unutmam, maçın 24.dakikasıydı. Topun gelmesi bekleniyordu. Tam o sırada hakem Yusuf Yaylı Tonyaspor’un o 7 numarasını yanına çağırdı ve kendisine: “7 numara bana erkeklik taslama. Erkeklik sahada kalmaktır. Erkekliğin varsa sahada kalırsın” dedi ve oyuncuyu sahaya gönderdi.

Bu sözler o oyuncuyu öyle etkiledi ki; o dakikadan itibaren oyuncunun sesinin rengi nasıldır diye bir daha duyan olmadı. Sanki yanına çağırıp da ağzını bantlamıştı.

Başka hakem olsa, o süre içerisinde onu iki kez kırmızı kartla oyun dışı yapardı. Yaylı, öyle yapmadı. Sabretti ve bir boşluk olduğunda bir eğitimci olarak uyardı ve o oyuncuyu sahada tuttu.

Oyuncuyu dışarı atmak kolay. Oyuncuyu sahada tutmak ise zordur. İşte eğitici hakemlik burada ortaya çıkıyor. Hatta karalarına itiraz olduğunda neden bu kararı verdiğini oyunculara açıklardı. Bu kez oyuncu sesini çıkarmadan oradan uzaklaşırdı. Yusuf Yaylı’nın dışında da bu tür uyarıları yapan hakemlere pek rastlamıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Beşikdüzü’nde oynanan maçta hakem öyle bir kart gösterdi ki, şaştık kaldık. HHakemin faul pozisyonuna devam demesi sonucu oldu. Oyuncunun ,“Hocam önünde oldu” demesi üzerine hakem oradan uzaklaşmakta olan oyuncunun üzerine doğru koşarak sarı kart gösterdi.

“Hocam önünde” demekle sarı kart oluyorsa, bütün maç gözlemcilerine sesleniyorum. Söyleyin sahada sarı kart görmeyen, 3-4 tane kırımız kart çıkmayan takım kalır mı? Ben kalacağına inanmıyorum. Çünkü 1988’den buyana maç takip ediyorum. Bu sahalardayım. Böyle kart olmaz.

İlgililer, yetkililer: Bu hakemleri biraz uyarın lütfen. Bazı maçlarda olaylar çıkıyorsa, bunun yüzde 30 sebebi de hakemlerdir. Bunu da unutmayın. Oyuncu tahrik ediyor da hakem etmiyor mu? Neden hep oyuncuya yükleniliyor? Biz bu sahalarda maçı bırakıp tribünlerin önüne gelip seyirciye söven hakem de gördük.

Bunlar, profesyonel ligde işi yüzüne gözüne bulaştırırlar. Hem kendileri rezil olur, hem de oyuncuların veya kulüplerin başını yakarlar. Hakemlerin de dikkatli olması gerekir. Yetkisi var diye, tırpan gibi olmamaları gerekir.

Sarı kart, bu kadar ucuz olmamalı. Baştan da dediğimiz gibi, amatör lig eğitim ligidir. Önce ikaz etmek, hatayı söylemek gerekir. Bizce, “Hocam önünde oldu” demek, büyük bir hata değildir. Eğer bu söz kural gereği kart gerektiriyorsa, büyük takımlardaki oyuncuların yüzde 40’ı kırmızı kart görmesi gerekir. Görünen o ki; oyuncu olmakta çok zor. Allah sabır versin!..