Aslında birkaç yıldan beri Vakfıkebir’de birlik ve beraberlik konusunu kaleme alıyorum…
Çünkü bu ilçenin en çok ihtiyaç duyduğu konulardan birinin bu olduğuna inanıyorum. Son iki haftadır da bu meseleye biraz daha dikkat çekmek istedim…
Yazılarımızı paylaştık, düşüncelerimizi ifade ettik. Sağ olsun birçok hemşehrimiz telefonla aradı, mesaj gönderdi, sosyal medya üzerinden yorum yaptı.
Destek verenler oldu…
Demek ki bu konu sadece bizim değil, birçok insanın ortak derdiymiş.
Peki, gerçekten birlik olabilir miyiz?
İşte asıl cevap verilmesi gereken soru bu…
Herkes Vakfıkebir’i seviyor. Kimse yaşadığı ilçenin geri kalmasını istemez. Herkes kendi penceresinden ilçesi için güzel şeyler hayal ediyor. Kimisi siyasette, ticarette, bürokraside, sivil toplum kuruluşlarında, kimisi de sadece bir vatandaş olarak Vakfıkebir için iyi şeyler olsun istiyor.
Bugün büyüklerimiz yaşıyor, bizler yaşıyoruz, yarın ise çocuklarımız yaşayacak. Belki bizler olmayacağız ama geride bıraktığımız eserler, bıraktığımız dostluklar ve bıraktığımız birlik ruhu kalacak. Güzel, yaşanabilir, huzurlu bir Vakfıkebir bırakmak hepimizin boynunun borcudur.
Ancak bunu söylemek kolay, gerçekleştirmek ise oldukça zor…
Çünkü yıllardır birbirimizi dinlemek yerine birbirimizi eleştirmeyi tercih ediyoruz.
Bir araya gelmek yerine ayrışıyoruz. Küçük meseleleri büyütüyor, fındık kabuğunu doldurmayacak konuları günlerce konuşuyoruz. Dedikodular, kırgınlıklar, kişisel hesaplar ve gereksiz tartışmalar zamanımızı alıyor.
Birisi başarılı olduğu zaman sevinmek yerine neden başarılı olduğunu sorguluyoruz. Bir hizmet yapıldığı zaman destek vermek yerine eksik tarafını arıyoruz…
Birlikte hareket edemiyoruz…
Sonra da dönüp “Neden gelişemiyoruz?” diye soruyoruz.
Aslında cevabı çok uzaklarda aramaya gerek yok.
Bir ilçenin kalkınması sadece yollarla, binalarla, projelerle olmaz. Bir ilçeyi asıl büyüten şey, o ilçede yaşayan insanların birbirine olan güvenidir. Birlik duygusudur. Ortak hedefler etrafında kenetlenebilme iradesidir.
Siyasi görüşler farklı olabilir.
Düşünceler farklı olabilir.
Herkes aynı şeyi düşünmek zorunda da değildir.
Ama konu Vakfıkebir olduğunda ortak paydada buluşabilmek gerekir.
Çünkü Vakfıkebir hepimizin…
Kimsenin şahsi malı değil…
Bu ilçede yaşayan herkesin çocukları aynı okullarda okuyor, aynı sokaklarda geziyor, aynı havayı soluyor.
Başarı olduğunda hepimiz seviniyoruz, sıkıntı olduğunda ise hepimiz üzülemiyoruz…
Neden küçük hesapların peşinde koşuyoruz?
Neden geleceğini konuşmuyoruz?
Ama en azından birbirimize saygı duymayı öğrenebiliriz.
Farklı düşüncelere tahammül edebiliriz.
Kişileri değil, Vakfıkebir’in menfaatlerini ön planda tutabiliriz.
Çünkü kazanan bir kişi, bir grup ya da bir siyasi görüş değil; Vakfıkebir olmalıdır.
Birlikten kuvvet doğar derler…
Belki bu söz artık klişe gibi geliyor ama doğruluğunu hiçbir zaman kaybetmedi.
Eğer bir gün Vakfıkebir’de gerçek anlamda birlik ve beraberlik sağlanırsa, inanıyorum ki bu ilçenin önünde hiçbir engel duramaz.
Yeter ki küçük hesapları bırakalım…
Yeter ki “Ben” demek yerine biraz da “Biz” diyebilelim…
Çünkü yarın geriye dönüp baktığımızda, koltuklar, makamlar, unvanlar değil; bu ilçeye ne bıraktığımız konuşulacak.
Ve unutmayalım…
Vakfıkebir hepimizin ortak evidir…
Bu evi güzelleştirmek de, yıpratmak da bizim elimizdedir.