GÖRÜNÜŞ

> Ahmet SARAÇ

Din, insanlar için yol gösterici olarak ihtiyaç duyulan bir kavramdır. Her din için Allah’üTeâla peygamber göndermiştir. Son din İslam için de Hz. Muhammet’i göndermiştir.

Şimdi toplumumuzda bazı insanlar şöyle diyor. “Allah kullar arasında ayrım yapmaz. Bir kulunu diğerinden ayırarak ona sen peygambersin dedi öyle mi?” Bu düşünce ya da söylem ilk bakışta kendi inançsızlığını ortaya koyuyor. Doğrudan peygamberlere inanmıyorum diyemiyor da, Allah kulları arasında ayrım yapmaz düşüncesini ortaya atarak, kendine haklılık payı çıkarmaya çalışıyor.

O zaman sen dine de inanmıyorsun. Allah, gönderdiği dinleri kullarına peygamber göndermezse kim tebliğ edecek! İslam’da namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek gibi yapılması gereken farzlar var. Şimdi peygamber olmazsa namazı nasıl kılacaksın. Abdest almayı kimden öğreneceksin. Namazı ayakta mı, oturarak mı, yatarak mı veya hangi vakitlerde kaç rekat, bu rekatlarda ne okuyacaksın. Bunları sana kim öğretecek. Bu diğer farzlar için de geçerli. Bir öğretici olmazsa bunları kimden öğreneceksin?

Din adına konuşan bazı sözde din adamları, televizyonlara çıkarak Kur’an-a göre şöyle, Kur’an-a göre böyle diyor. Yokefendim Kur’an’da sünnet geçmiyor, teravih namazı geçmiyor. Başınızı örtün demiyor.

Şimdi olayı bir de şöyle değerlendirelim. Kur’an-ı Kerim dinimizin bir anayasasıdır. Bir de devletimizin ana yasası vardır. Şimdi iddia ediyorum, devletin anayasası ile devlet yönetemezsiniz. Bir suç işlendiğinde anayasada suçlu cezalandırılır diyor. Adam yaralarsa bu ceza, öldürürse şu ceza diye anayasada ayrıntı yok. Biz bu ayrıntıları anayasaya göre çıkarılmış yasalardan öğreniyoruz. Yasaları devre dışı bırakırsanız sadece anayasa ile devlet yönetemezsiniz. Ağzınızdan çıkan emir olur ve keyfi bir yönetim ortaya çıkar. Demokrasi dediğimiz şey böylece rafa kalkar. Krallığa döneriz.

Aynı şey dinimiz için de geçerlidir. Kur’an-a göre ibadet yapamazsınız. Yani İslam’ın şartlarını yerine getiremezsiniz. Yukarda da belirttiğimiz gibi, abdest almayı, namaz kılmayı, vakitlerini öğreten peygamberdir. Peygamberi devre dışı bırakarak bu ibadetleri yapamazsınız. Çünkü ibadetleri peygamber tarif ediyor, biz O’dan öğreniyoruz.

Kısaca peygamberi devre dışı bırakarak Müslüman olunmaz. Siz,ajan din adamlarına inanmayın! Onların konuştuğunun dokuzu doğru, biri yanlıştır. O yanlışı da;diğerlerinde sizi inandırdığı için doğru kabul edersiniz. Çünkü onun kadar bilginiz yoktur. O bir yanlışla sizi zehirleyebilir. Aman bu adamlara dikkat!

Bir diğer konu da Allah inancı olmayanlar. Etrafımıza baktığımızda elimize aldığımız bir kitabın, üzerine oturduğumuz sandalyenin, yazı yazdığımız kalemin nasıl ki bir ustası varsa, her isteyen her şeyi yapamıyorsa, canlılar ve cansızlaraleminin de bir ustası var. Çünkü bizim gücümüz cansız da olsa bir taş yapmaya veyabir canlı yapmaya yetmiyor!

Sonuç olarak hiçbir şey kendiliğinden ortaya çıkmıyor. Rüzgâr kendiliğinden esmiyor. Onu da estiren bir güç var. Yağmur kendiliğinden yağmıyor, güneş kendiliğinden doğmuyor. Gök kubbe kendiliğinden ayakta durmuyor. Onu da yaratan ve o boşlukta tutan bir güç var. İşte bu yaratıcıya biz Allah diyoruz, varlığına ve birliğine inanıyoruz.

Eğer siz yok diyorsanız, bir sandalyeyi yapan ustayı gösterebiliyorsanız, bu evrenin ustasını da bulun ve bize gösterin. Gücünüz yetiyorsa, böyle bir beceriniz varsa! Eğer yoksa,körü körüne savunduğunuz inkardan vazgeçin. Kendinize gelin!BağlantıBu kadar ilim sahibi olmanıza rağmen Allah’ı bulamıyorsanız ilminizle övünmeyin. Hiç tahsil yapmamış bir insan kadar Allah katında değeriniz yok. Bunu bilesiniz.