Geçtiğimiz hafta Vakfıkebir’de birlik ve beraberlik üzerine bir köşe yazısı kaleme almıştım…

Yazının ardından telefonla arayanlar oldu, mesaj atanlar oldu, sosyal medya hesaplarımızdan destek verenler oldu.

Güzel geri dönüşler aldık.

Öncelikle herkese teşekkür ediyorum.

Demek ki; Vakfıkebir’in gerçekten ihtiyaç duyduğu meselelerden biri buymuş…

Ben bu yazıyı kaleme alırken kimseye ders vermek, kimseyi hedef almak ya da birilerine mesaj göndermek amacıyla yazmadım. Amacım, yıllardır ilçemizde oluşan bazı zincirleri kırabilmekti…

Çünkü görüyoruz ki; bazen insanlar aynı masaya oturmak yerine birbirleri hakkında konuşmayı tercih ediyor. Birbirini anlamaya çalışmak yerine önyargılarla hareket ediyor…

İşte bu yüzden birlik ve beraberlik meselesinin altını çizmek istedim.

Elbette yazıdan sonra “Ahmet Kamburoğlu birlik ve beraberlik yazıyor ama acaba kendisi bunu yapabilecek mi?” diyenler olmuştur.

Bu soru aslında sadece bana değil, hepimize sorulması gereken bir sorudur.

Çünkü birlik ve beraberlik tek kişinin yapacağı bir iş değildir.

Bir kişinin çağrısıyla olacak bir mesele de değildir. Bu iş; siyasetçinin, iş insanının, esnafın, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşın hep birlikte ortaya koyacağı bir iradeyle gerçekleşir…

Ben gazeteciyim…

Benim görevim doğru bildiğimi yazmak, gördüğüm yanlışı dile getirmek ve gerçekleri kamuoyuyla paylaşmaktır…

Eğer bizler doğruları yazmaz, yanlışlara yanlış demezsek, gazetecilik yapmamızın da bir anlamı kalmaz.

Ancak doğruları yazmak başka, insanları ayrıştırmak başkadır.

Bizim tercihimiz her zaman yapıcı olmak, ilçemizin menfaatlerini ön planda tutmak ve ortak aklı desteklemek olacaktır.

Vakfıkebir Vakfı kuruldu…

Bu vakfın kuruluş amaçlarından biri de ilçemizde birlik ve beraberliği güçlendirmek değil mi?

Eğer daha yolun başında insanları ayrıştırmaya başlarsak, kimseyi dinlemeden ötekileştirirsek, o zaman kurulan vakfın da yapılan çalışmaların da beklenen anlamı kalmaz.

Önce birlik olacak…

Sonra beraberlik güçlenecek…

Sonra da ortaya güzel işler çıkacak.

Ama bunun önündeki en büyük engellerden biri maalesef dedikodudur.

Şu bunu söylemiş, bu ona kızmış, o bunun hakkında konuşmuş…

Bunlar Vakfıkebir’e hiçbir şey kazandırmıyor.

Aksine zaman kaybettiriyor, insanları birbirinden uzaklaştırıyor ve ilçenin enerjisini boşa harcıyor.

Gerçeği öğrenmek isteyen insanın yapacağı şey bellidir.

Gider, konunun muhatabına sorar.

Kulaktan dolma bilgilerle hüküm vermez.

Dedikoduyla hareket etmez.

Ne yazık ki bu ilçede dedikodudan beslenenler de var.

İnsanların arasını açmaktan mutlu olanlar, her ortamda fitne üretmeye çalışanlar da var.

Ama artık bunlara prim vermemek gerekiyor.

Vakfıkebir’in enerjisini dedikodulara değil, projelere ve geleceğe harcamamız gerekiyor.

Eğer gerçekten “Her şey Vakfıkebir için” diyorsak, herkes elini taşın altına koyacak.

Kim ilçemiz için taş üstüne taş koyuyorsa ona destek olacağız.

Kim birleştiriyorsa yanında olacağız.

Kim ayrıştırıyorsa da karşısında duracağız.

Çünkü artık geçmişe takılıp kalmanın kimseye faydası yok.

Bugün birbirimizi dinleme, birbirimize destek olma ve ortak hedeflerde buluşma günüdür.

Takipçilerimize, okuyucularımıza ve bizlere destek veren herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.

Biz sizler için varız, sizlerden aldığımız güçle yazmaya, eleştirmeye, öneri sunmaya ve ilçemizin geleceği için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Kimse bencil olmasın…

Kimse kırıcı olmasın…

Kimse dedikodunun peşinden gitmesin…

Hep birlikte yapıcı olalım.

Çünkü günün sonunda hepimizin ortak paydası aynı;

“VAKFIKEBİR”

Hep ileriye bakmaya devam…