Kurban Bayram tatili sona erdi…

Memleketlerine gelen vatandaşlar yeniden yaşadıkları şehirlere dönmeye başladı.

Bayram süresince bazı esnaflar hareketlilikten nasibini alırken, bazı esnafların yüzü ise hiç gülmedi. Beklenen alışveriş olmadı, beklenen kazanç elde edilemedi.

Şimdi bayramın ardından esnafı başka bir gerçek bekliyor…

Maaşlar, sigorta primleri, vergiler, kiralar, faturalar ve diğer ödemelerle karşı karşıya kaldı.

Bayram boyunca iş yapamayan, kasasına para girmeyen esnaf bu yükün altından nasıl kalkacak?

Peki, bu esnaf için bayram gerçekten bayram mı oldu?

Türkiye, dünyada resmi tatil günlerinin en fazla olduğu ülkeler arasında yer alıyoruz.

Elbette bayramlar ve özel günler önemlidir.

Ancak üretimin, ticaretin ve ekonominin de ayakta kalması gerekiyor.

Çalışan, memur, işçi, esnaf demeden herkesin üretime katkı vermesi ülkemizin geleceği açısından büyük önem taşıyor. Daha çok üretmek, daha çok çalışmak ve daha çok kazanmak zorundayız.

Bir başka dikkat çeken konu ise 1 Mayıs…

Adı İşçi Bayramı olan 1 Mayıs’ta birçok işçi çalışmaya devam ederken, kamu kurumlarında çalışan memurlar resmi izinli oluyor.

Burada bir çelişki yok mu?

İşçi Bayramı’nda işçi çalışıyor, memur tatil yapıyor…

Sizce bu uygulama doğru mu?

*******************

Memurlardan söz açılmışken, birkaç hafta önce sosyal medya sayfamızda “Herkes İşini Yapsın” başlıklı bir yazı paylaşmıştık…

O yazımızda temel olarak devlet memurlarının asli görevlerine odaklanmaları, siyasi tartışmalardan ve gereksiz polemiklerden uzak durmaları gerektiğini ifade etmiştik.

Çünkü memurun görevi siyasi tartışmaların içinde yer almak değil, vatandaşa hizmet etmektir. Devletin verdiği görevi en iyi şekilde yerine getirmek, vatandaşın işini görmek ve kamu hizmetini aksatmadan sürdürmektir.

Ancak görüyorum ki bazı kişiler bu yazıyı doğrudan kendi üzerlerine almışlar. Hatta yazının kendilerine yönelik kaleme alındığını söyleyenler bile olmuş.

Oysa yazımızda herhangi bir isim vermedik. Kimseyi hedef göstermedik. Genel bir değerlendirme yaptık.

Şimdi insan ister istemez şu soruyu soruyor…

Eğer yazılanlar sizi rahatsız ettiyse, acaba neden rahatsız oldunuz?

Kendi işinizi eksiksiz yapıyor, görevinizi layıkıyla yerine getiriyor ve kamu görevlisine yakışır şekilde hareket ediyorsanız, böyle bir yazıyı üzerinize alınmanız için hiçbir sebep yoktur.

Bir kişiyi değil, iki kişiyi değil, genel bir anlayışı eleştirdik. Kimsenin kendisini olduğundan farklı bir yere koymasına da gerek yok.

Bizim derdimiz kişilerle değil, yanlış gördüğümüz uygulamalarladır.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

*******************

Karadağ Yayla Yolu…

Yıllardır beklenen, büyük emekler ve mücadeleler sonucunda yapımında sona yaklaşılan yayla yolunda beton çalışmasının bitmesine çok az bir mesafe kaldı.

Ancak gelin görün ki bazı kişiler yapılan hizmetin kıymetini bilmiyor…

Yaylada orman kesimi yapan bazı kişiler, ağaçların kullanılmayan dallarını ve artıklarını yolun bir tarafını kapatacak şekilde bırakmış durumda. Vatandaşın kullanımına sunulan, büyük emeklerle yapılan bir yolu bu hale getirmek nasıl bir anlayışın ürünüdür, doğrusu anlamakta güçlük çekiyoruz.

Yol medeniyettir, gelişmişliktir, insanlara verilen değerin göstergesidir.

Bir tarafta bu yolun yapılabilmesi için yıllarca mücadele edenler, emek verenler var…

Diğer tarafta ise yapılan hizmete zarar veren, vatandaşın geçişini zorlaştıran ve ortak kullanım alanlarına saygı göstermeyenler…

Bizler yapılan her hizmetin korunması gerektiğine inanıyoruz. Kamu malına zarar vermek, insanların kullanım hakkını engellemek ve yapılan yatırımları değersizleştirmek kimseye yakışmaz.

Bu görüntüleri vatandaşlarımızla paylaşmamızın nedeni de budur. Çünkü yanlışın karşısında sessiz kalmak, yanlışa ortak olmaktır.

Yetkililerin gerekli incelemeleri yapmasını ve bu sorumsuz davranışların karşılıksız kalmamasını bekliyoruz.

Medeniyete sahip çıkmak ise hepimizin ortak görevidir.