GÖRÜNÜŞ
Ahmet SARAÇ
İster dini nikahlı iken, ister resmi nikahlı iken nikah dışı erkek ve kadınlarla yaşanan ilişkilere zina denir. Aile denilen kurumun parçalanmaması için zina harım kılınmıştır ve bırakın yapmayı yaklaşılmaması gerektiği belirtilmiştir. Zaten zina yapılmaması için evlilik yapılması uygun görülmüştür.
Hal böyle iken, tüm televizyonlarda yayınlanan dizilerin yüzde 95’inde zina normalmiş gibi işlenmekte, bu konularda bilgisi olmayan gençlerin kafaları bulandırmakta ve özendirilmektedir. Bu dizilere, bu sahnelere, bu senaryolara devletin izin vermesi de düşündürücüdür.Ancak, sistemde zinayı yasaklamak değil, Avrupa’nın istediği gibi teşvik etmektedir.
Dayatılan bu dizilerle Müslüman Türk milleti Hristiyanlaştırılmak istenmektedir. Aksini iddia edenlere şunu sormak istiyorum! Hangi dizimizde çocuklar Kur’an kursuna gidiyor. Hangi dizide gençler camiye gidiyor. Hangi dizimizde Oruç tutmak, hacca gitmek işleniyor. Hangi dizimizde anne ve babanın çocuklar üzerindeki hakları, çocukların anne baba üzerindeki hakları işleniyor. Hangi dizimizde evlilik kurumu içerisinde eşlerin birbirine saygı, sevgi ve birbirinde olan hakları işleniyor. Buna karşın karşı tarafın hiçbir olumsuz sözünün üzerinden geçilmiyor. Hemen boşanma gündeme getirilerek, ailelerin çok basit şeyler yüzünden dağılmasına sebep olunuyor. Bunlara bir katkıda televizyonlardaki programlar veriyor.
Neler işleniyor bir bakalım. Öncelikle dizilerin tamamına yakınının konusu aşk. Aşk aşağı, aşk yukarı. Allah aşkına bu milletin derdi sadece aşk mı? Sadece aşk olsa! Her filim gayri meşru çocuklarla ve zina sahneleriyle dolu. Bunların dışında çocukların anne ve babaya başkaldırışı, anne ve babanın sözünün dinlenmemesi işleniyor. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi rafa kaldırılmış. Herkes bildiğini okuyor. Örf ve adetler işlenirken ciddiyetten uzak sahneler yeralıyor.
Tüm dizilerin eğitici hiçbir yanı yok. Hepsi doğru yolu göstermekten uzak. Yabancı kültürler taklit edilerek, gençlere Hristiyan görüntüsü verilmeye çalışılıyor. Biz, Avrupa yasalarıyla yozlaştırılmak isteniyoruz. Bunda da dış güçler inanılmaz derecede başarılı oluyor. Türk kültürünü yansıtmayan dizilerin çevrilmesi için yabancı sermayenin devreye girdiği söyleniyor.
Şu örnekten sonra ben de, kültürümüzü yozlaştırmak için yabancı sermayenin devreye girdiğine inanıyorum. Karadeniz müziğin güneşi olan Erkan Ocaklı’nın hayatı iki saatlik bir filim çevrilmesi için bundan bir yıl önce 10 trilyon lira istenmiş. Maçka Dernekleri Başkanı Mustafa Durmuş Bey, 6 trilyon bulduk, 4 trilyon bulamadık ve senaryosu ve oyuncu kadrosu dahi belirlenmiş filmin çekiminden vazgeçmek zorunda kaldık diyor.
Şimdi soruyorum 2 saatlik bir filmin masrafı bu ise onlarca filmin, yüzlerce bölümünün masrafı kim ve kimler tarafından karşılanıyor. Buna kimin bütçesi yeter. Bu açıdan baktığımızda iddia edilen dış güçlerin bu dizilere destek olduğuna inanır gibi oluyoruz.
Eğer onların desteğiyle diziler çekiliyorsa, tabiki onların istediği gibi bir dizi çekmek zorundalar. Giyim kuşam onların istediği gibi olur. Anadolu kadını, Anadolu erkeği bu dizilerde kendini bulamaz. Namaz kılma, oruç tutma, zekat verme, hacca gitme işlenmez. Kısaca bu milleti orada bulamazsın.
Zaten çevrilen dizilerdekiler Türkçe değil de, İngilizçe konuşsalar bu dizilerin Türk dizisi, oyuncularının da Türk olduğunu anlayamazsınız. Savaş dizilerinin haricindeki dizilerin yüzde yüze yakını Türk dizisi değil. Türklerin oynaması, Türkçe konuşmalarının hiçbir önemi yok. Beni yansıtmıyorlarsa!..