Son yıllarda dizilerde işlenen özgürlük konusu çığırından çıkmış durumda. Kız annesine, “Ben reşidim, sen bana karışamazsın. Benim bedenim, benim kararım. İstediğim gibi giyinirim” gibi sözler okumuş, eğitimli, kültürlü insanın sözleri değildir. Bu sahnelerin gösterilmesine, izin verilmesi Müslüman dediğimiz Türk Milleti adına düşündürücüdür ve üzücüdür.

Örtülü idareciler Türkiye’yi utandıran görüntülere sahne olurmuşlar. Ama yarı çıplak görüntülere sahne olanlar Türkiye’yi utandırmamışlar öyle mi? Onlar hakkında hiçbir ses yok. Kendi düşünceleri gibi giyindikleri için onlardan kimse utanmıyor! Niye Avrupalı gibi giyinmiş, hani biz de Avrupalı oluyoruz da ondan.

Müslüman bir idareci yarı çıplak mı daireye gitmeli! İnandığını yaşaması gerekir. Laiklik bunu gerektir. Çünkü laiklik özgürlüktür. Açılana örtün, örtüne açıl diyemezsin. Bize laikliği böyle anlattılar. Ama laiklik sadece açılırsan geçerli, örtünürsen değil. Eğer maksat bu ise laikliğin tanımını değiştirsinler.

Ne demek anneye, babaya sen bana karışamazsın. Sen bana karışamazsın dediğin insanlar kim? Bu özgürlüğü sana yasalar vermiş olabilir ama sen kültürlü insansan olarak bunları söyleyemezsin. Karşındakiler seni yetiştiren insanlar. Ama dizilerdeki sahnelerde bunlar söyletiliyor. Dizilerin yüzde doksan sekizi doğruyu değil, yanlışı örnek gösteriyor. Bu millete faydalı olacak hiçbir konuyu işlemiyorlar.

Buradan sormak istiyorum. Neredeyseçırıl çıplak dolaşmak özgürlük müdür? Yoksa inançsızlık mıdır? Eğer buna özgürlük diyorsanız en özgür insanlar ilk sanlardı. Çıplaktılar ve daha özgür ve daha medeniydiler.

Yabancı sermayenin desteğiyle çevrildiğine inandığım bu diziler sayesinde yarın (20-30 yıl sonra) kadınlar sutyensiz, sadece alttan kısa bir mini tonla sokaklarda dolaşmaya başlarlarsa şaşırmayın. Avrupa yasaları buna izin veriyor. Biz her şeyimizi giyimimizi, kuşamımızı, filmlerimizi, dizilerimizi, tiyatrolarımızı Avrupa’nın istekleri doğrultusunda yapıyoruz. Ben bu gidişattan onu anlıyorum.

Dizilerde çıplak kızlar, kadınlar seyretmek zorunda değiliz. Onların güzel bedenleri bizleri değil, kocalarını ilgilendirir. Bu bir rezalettir.

Çocuklarımızla dizi seyretmekten utanır olduk. Mahremiyet, görkü ve terbiye tamamen rafa kaldırılmış durumda. Bizimle alakası olmayan bir giyim kuşam kültürü dayatılıyor. Diyeceksiniz ki geçin başka kanala. Hangi kanala geçersen geç, hepsi aynı.

Özgürlük çıplak dolaşma değildir. Çıplak insan medeni olmayan insandır. Böyle bir özgürlük olamaz. Bu olsa olsa edepsizlik olur, ahlaksızlık olur. Kültürsüzlüğün da kendisi olur. Türk Milleti yüzyıllardır örf ve adetleri, ahlaki değerleri ve toplumsal nezaketi ile ayakta kalmıştır. Bizim kültürümüzde giyinmek sadece bedeni örtmek değil, aynı zamanda aile yapısını muhafaza etmektir.

Çıplaklık toplumu yozlaştıran, aile yapısını bozan, boşanmalara neden olan durumdur. Herkesin gözü önünde tonla dolaşmak, özellikle gençliğin başını döndürmek ve doğacak neticetende şikâyetçi olmamak gerekir. Hırsıza kılavuzluk yapmak, suça ortak olmak ise, teşhirci giyiminizle gençleri suça teşvik etmek, aynı zamanda onların bu sucu işlemesinede ortak olmak demektir.

Bir genç kızın giydiği tişörtün arkasında İngilizce “Beni takip et” yazıyor. Şimdi bunu takip eden geçten sen nasıl beni taciz ediyor diye şikayetçi olabilirsin. Taciz edilmeni sen istiyorsun. Böyle bir durum karşısında devlet sadece suçlu, genci görmemeli. Bu durumda yüzde 60 suç kızda , yüzde 40 da erkektedir. Madem takip edilmek zoruna gidiyor, neden bu yazıyla dolaşıyorsun. Yoksa arkanda ne yazdığından haberin mi yok? Yoksa, anlamını bilmediğin bir tişörtü arkana niye giyersin? Bu kadar mı ne yaptığında haberin yok?