Vakfıkebir’de siyaset yıllardır konuşulur…

Ama bir türlü ders alınmaz.

Geçmişe dönüp baktığımızda İlçe Başkanlıklarının nasıl yürütüldüğünü, kimlerin ne yaptığını, kimlerin kimler adına çalıştığını açıkça görüyoruz.

Özellikle AK Parti dönemine baktığımızda…

İlçe Başkanlığı makamının zaman zaman nasıl pasifize edildiği ortada.

Enver İskenderoğlu dönemi…

Kimseyle kötü olmamak üzerine kurulu bir siyaset anlayışı…

Gelen taleplerde klasik bir yaklaşım; “Ben bilmem, belediye başkanı bilir”

Yetki devredildi…

Sorumluluk ötelenmiş oldu.

Hal böyle olunca İlçe Başkanlığı makamı geri planda kaldı, belediye başkanlığı ön plana çıktı.

Oysa parti hiyerarşisinde denge esastır.

Ama Vakfıkebir’de bu denge tersine döndü.

Kimileri için bu durum kötüydü…

Kimileri için ise bulunmaz bir fırsattı.

Çünkü kimseyle kavga edilmedi…

Kimseyle ters düşülmedi…

Herkesle iyi geçinildi.

Sonuç?

Kısa vadede kazanan bir profil…

Ama uzun vadede?

Teşkilatın gücü zayıfladı.

Sonrasında dengeler değişti, işler karıştı…

Ama kazanan yine aynı çevre oldu.

Nasıl mı?

Belediye meclis üyelikleri…

Büyükşehir listeleri…

Halkta karşılığı tartışmalı olan isimler, bir şekilde listelerde kendine yer buldu.

Bugün gelinen noktada ise tablo daha da ilginç…

AK Parti meclis üyelerinin bir kısmı, kendilerini o koltuklara taşıyan İlçe Başkanına karşı cephe almış durumda.

Kulislerde konuşmalar…

Aleyhte söylemler…

Açık ya da kapalı eleştiriler…

Peki, sormak lazım; Sizi o listeye kim yazdı?

Sizinle kim mücadele etti?

Kim sizin için yük aldı?

Bugün dönüp İlçe Başkanına tavır almak neyin göstergesi?

Beğenmiyorsanız açık olun, istifa edin…

Ama hem o koltukta oturup hem de sürekli eleştirmek…

Bu, siyaset değil.

Bu başka bir şey…

Açık konuşalım; Vakfıkebir’de siyaset; menfaat, denge ve koltuk hesabına sıkışmış durumda.

Kimse kusura bakmasın.

Birileri kimseyle kötü olmadan yol aldı…

Birileri hiç karşılığı olmadan listeye girdi…

Birileri de o koltukları kaybetmemek için her yolu deniyor…

Ama kaybeden kim?

Tabi ki Vakfıkebir…