Hep gazetecilik kutsal bir meslektir cümlesiyle başlarız. Ancak son zamanlarda gazetecilik bu kutsallığını kaybetmek üzere. Sosyal medya sayesinde kimin gazeteci olduğu belli ldeğil.

Sokakta kalem bulan gazeteci olmuş. Sosyal medyada bir sayfası bulunan ve adına gazeteci denilen kişiler var. Adı belli değil, sanı belli değil !Bu arada elbette işini düzgün yapan herkese saygımız sonsuz ancak, işini tamamen çıkar amaçlı yapanlara da saygı duymuyoruz.

Son zamanlarda gazetecilerin bazı programlarda fotoğraf ve kamera çekmesine izin verilmeyip, biz size servis ederiz denildiği konuşuluyor. Bu söylenenler doğru ise gazeteci takip ettiği programın görüntülerini dahi çekememesi basın özgürlüğünün baltalantığının bir göstergesi. Bazı programlarda işin çekemezsinizin ötesinde, saldırı boyutuna geldiği belirtiliyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Halkın içinde olduğu bir programın çektirilmemesi tamamen keyfi bir uygulamadır.

Bu tür uygulamalarda gazeteciler ortak hareket ederek görüntü videoları gönderilse dahi haber yapmama kararı alınsa ve bundan taviz verilmese, bir dahaki programa gazetecileri kendileri çağırarak içeri alırlar ama bu konuda birlikte hareket edilemiyor.

Örnek olarak anlatıyoum. Büyüklinan’daki bir festivalde sanatçının biri sahneye çıktı, üç koruma önünde, üç koruma arkasında konser veriyor.Sanki burası terör bölgesi. Üstelik kensi de Karadenizli. Bu tavra zamanın beleldiye başkanı dahi tepki göstermedi.

Sanatçı basına ne fotoğraf ne de video görüntüsü çektiriyor. Ben tepki için orayı terk ettim. Bazı arkadaşlar alttan hırsızlık eder gibi fotoğraf çektiler ve bir gün sonra gazetede falan sanatçı falan yeri salladı şeklinde manşet oldu.

Böyle yapılırsa gazeteciye daha değer verilir mi? Sen gazeteci olarak bu yasaktan sonra sonra gülü değil, gülün dibindekileri yazacaksın ki, kıymetin bilinsin. Çünkü hakedilen bu!..

Davet edildiiğin yerde, sana ait bir masa veya bir sandalye yoksa orayı terk edeceksin ki, hata yaptıklarını anlasınlar.

Davet edilmediğin yere gitmeyeceksin ki, hatalarının farkına varsınlar.

Vatandaş soruyor falan yerde sizi göremedik. Göremezsiniz tabi, davet edilmedik ki, niye orda olalım. O etkinliği düzenleyen bir kurum, kuruluş sorumlusu veya bir şahıs var. Ben sokaktan duyarak oraya gitmem. Gidersek nasılsa basın bir şekilde duyar gelir manhtığıyla hareket edilir ve hiçbir yere davet edilmezsiniz. Varlığınızla yokluğunuzun bir anlamı kalmaz.

Biz size atarız, biz size gönderirizle bu işler olmaz. Bazen başka bir program için gidemediğimiz programlar oluyor. O zaman bir başka programın haberinin gönderilmesi haber vermek kaydıyla doğru bir harekettir. Bu olayı defalarca anlatmaya çalıştık. Özellikle bazı sorumlular anlamamazlıktan geliyor. Bu da Beşikdüzü’nün sesinin yeterince basında çıkmamasına vesile oluyor.

Bazıları bir gazeteci bulmuş. Üstelik para ödeyerek haber yaptırıyorlar. Haber yapılan gazete toplam olarak Beşikdüzü’ne 6 tane geliyor. Her gazeteyi 10 kişi okusa 60 kişi eder. Ama haber bize de gönderilse enaz 300 ile 1000 arasında okuyucuya ulaşır. Demekki, altmış binden büyük.

Ben haber yaptırsam bölgede kim varda hepsine haber veririm. Üç gazetede, beş gazetede çıksa, iki sitede , üçsitede çıksa, video haber yapılsa ne zararım olur. İlçemizin adı daha çok duyulur. Burada gazetecinin bir kabahati yok. O gateciyle çalışmaya devam edilsin. Bizi tanımayanı biz de tanımayız. Kimse kusura bakmasın.