Bir toplumun geleceğini şekillendiren yalnızca yollar, binalar, yatırımlar değildir.
Asıl mesele, bireylerin taşıdığı ahlâki değerlerdir. Ne var ki son yıllarda, yalnızca büyük şehirlerde değil, ilçemizde de giderek artan bir ahlâk yozlaşmasına tanıklık ediyoruz.
Eskiden Vakfıkebir’in sokaklarında selam vermeden yürümek ayıplanırdı. Komşu komşusuna sahip çıkar, esnaf sattığı malın helalliğini gözetirdi. Oysa bugün, çıkar ilişkileri dostluğun yerini almaya başladı.
Gençlerimizin bir kısmı, sosyal medyada sahte bir parıltının peşinden koşuyor; emeğin, alın terinin değil, kolay yoldan popüler olmanın değerli olduğu sanılıyor.
Mahalle aralarında oynanan oyunların yerini, ekran ve akıllı telefonlar başında geçirilen saatler aldı.
Bu değişim sadece yaşam tarzını değil, aynı zamanda ahlâki değerleri de zedeliyor. Örneğin, küçük bir menfaat için bile doğruyu eğip bükmek artık yadırganmıyor. Oysa ilçemizin temeli, dedelerimizin bize bıraktığı dürüstlük ve güven üzerine kuruluydu.
Ahlâk yozlaşması yalnızca bireylerin iç dünyasını değil, toplumsal huzuru da sarsıyor. Haksız kazanç, adaletsizlik ve bencillik arttıkça, insanlar birbirine güvenemez hale geliyor. Güvenin olmadığı yerde birlik, kardeşlik ve yardımlaşma da kayboluyor.
Bugün en çok ihtiyacımız olan şey, yeniden özümüze dönmektir.
Büyüklerimizin “doğruluk en büyük mirastır” sözünü hatırlamalı; çocuklarımıza dürüstlüğü, çalışkanlığı, paylaşmayı örnek olmalıyız. Eğer bizler doğruyu yaşatmazsak, yarın bizden sonrakilerin yanlışlarıyla yüzleşmek zorunda kalırız.
Adaletten, siyasete, çıplaklıktan hayatın her alanına ahlaki dönüşümün şart olduğu apaçık ortadadır. O zaman titreyerek kendimize yani özümüze dönmek durumundayız. Önce her kes kendi ailesi ve evresinden başlayarak bir dönüşüme imza atmamız evzeldir.
İleride her zaman ümit vardır.
Unutmayalım, ahlâk bir toplumun kalbidir.
Kalbi zayıflayan bir toplumun, geleceği de zayıf olur.
Ahlâk Yozlaşması Üzerine
MEHMET BÜLENT ALP "İSKELEDEN GÖRÜNENLER"
Yorumlar