Geçmiş yıllarda Ağasar’ın taş evlerinde kullanılan büyük, kalın anahtarlar ve sağlam kilitler, dönemin ustalığını yansıtırdı. Ancak o yıllarda asıl güven, kapının kilidinde değil, insanların birbirine duyduğu güvende idi.

İnsanlar o yıllarda evlerinden bağa, bahçeye ya da komşusuna giderken çoğu zaman kapılarını kilitleme ihtiyacı duymazdı. Kilitlenseler bile anahtar kapı üzerinde, bir taşın altında ya da komşuların da bildiği bir yerde olurdu. Çünkü komşuluk; yalnızca yan yana yaşamak değil, birbirine güvenmek, hakkını gözetmek ve zor gününde birbirinin yanında olmaktı.

O günlerde kapıların kilidi vardı ama gönüllerin kapısı açıktı. Komşunun evi yabancı değildi; sevinçler birlikte yaşanır, dertler paylaşılır, ihtiyaç duyulduğunda kimse kapısını çalmaktan çekinmezdi.

Bugün eski ahşap kapıların yerini demir kapılar, kalın kilitlerin yerini daha güvenli sistemler aldı. Fakat asıl değişen yalnızca kapılar mı, yoksa insanlar arasındaki güven ve komşuluk hukuku mu?

KURRA HAFIZ HACI ALİ ÖZDİN SAYVANÇATAK MAHALLESİNDE EBEDİYETE UĞURLANDI
KURRA HAFIZ HACI ALİ ÖZDİN SAYVANÇATAK MAHALLESİNDE EBEDİYETE UĞURLANDI
İçeriği Görüntüle

Şalpazarı’nın zamana direnen taş evleri, geçmişin bu güzel değerlerini hatırlatıyor. Belki o kapılar eskidi, kilitleri paslandı; ancak büyüklerimizin yaşattığı güven, samimiyet ve dayanışma kültürü hâlâ hatırlanmaya değer. Çünkü eskiden kapılar kilitle korunurdu, komşuluk ise güvenle yaşatılırdı. Haber, Mustafa ÖZCAN