ONLAR MI DOĞRU YAPIYOR YOKSA SİZ Mİ?

GÖRÜNÜŞ

Ahmet SARAÇ

Biz yazmaktan, vatandaş okumamaktan, ilgililer uygulamamaktan bıkmadı. Hani denilir ya basın dördüncü kuvvet diye. Bu kuvvet Beşikdüzü’nde dikkate alınmıyor.

Resmi veya sivil kurum ve kuruluşlardan haber akışı durdu. Kültürlü olduğu iddia edilen ilçede bir aylık gazete dahi çıkmıyor. Bir iftar yemeğine ya da bir festivale yüzbinlerce para dökenler, ilçede bir gazeteye kuruş vermiyor. Ondan sonra kültürden bahsediyor! Kimse kimseyi kandırmaya kalkmasın.

Gazete çıkardığım yıllarda bir öğretmen arkadaş, gazetenin ne zor şartlarda çıktığını bildiği için bize yardımcı olmak istedi. İstanbul’da Beşikdüzülü iş adamını aradı. Gazeteye destek istedi.Çevresinde sosyal ve kültürel faaliyetlere büyük destek veren bir insan olarak tanınan bir kişi. Adamın cevabı. “Ben Milliyet Gazetesi’ni finanse ederim ama o gazeteye bir lira vermem. Koca Beşikdüzü bir gazeteyi yaşatamıyor da bana muhtaç oluyorsa kapatın o gazeteyi. Demek ki; Beşikdüzü’nün gazeteye ihtiyacı yok” diyerek arkadaşımıza sitemde bulunmuştu. O da aradığına, arayacağına bin pişman olmuştu.

Evet! Maalesef Beşikdüzü bir aylık gazete yaşatacak kadar duyarlı değil. Bu nedenle internet gazeteciliğine istemeyerek te olsa Ahmet Taş’la birlikte geçiş yaptık. Bari baskı maliyeti yok. Üstelik haberleri daha güncel veriyoruz. Bu haberler için kimseden maddi konuda bir talebimiz yok. Karşılığında bir itibarda görmüyoruz. Yaptığımız işin değerini bilen de yok!Özellikle il dışındaki Beşikdüzülülerden çıt yok.! Bu işten tamamen çekilelim, bizi arayan çok insan olacak ama, iş işten geçmiş olacak.

Bundan 15-20 yıl önce bir habere çağrılsak,(Yusuf Keleş, Ertuğrul Yayla, Ahmet Ceylan, Hasan Bahadır, Ahmet Taş bilir) basın masamız hazırlanır, üzerine çiçek ve BASIN yazısı konurdu. Bir ilgi alaka vardı. Basına değer verilirdi. Her konuşmacı hitabında basına da yer verirdi. Beşikdüzü’nde bundan büyük gurur duyuyorduk. Bu bizi mutlu ediyordu. Komşu ilçelere gittiğimizde basının adı sanı geçmiyordu.

Şimdi olay tersine döndü. Oralarda konuşmacılar basına da hitap ederken,basın masası hazırlarken bu kez Beşikdüzü basını unuttu. En son olarak Beşikdüzüspor Kulübü’nün sezon açılışına katıldık. Sunucu Yusuf Keleş dışında ne Kulüp Başkanı, ne Belediye Başkanı ne de Kaymakam basını ağzına almadı. Dördüncü kuvvet denilen basın yok sayılıyor.Basına bir hoşgeldiniz veya değerli basın mensupları demek çok mu zorunuza gidiyor, anlayamadık!

Basın mensubu sıradan biri değildir. Bağlı olduğu bir kurumu temsil ediyor. Siz o kurumu yok sayıyorsunuz. Bu aldığınız eğitim ve kültüre ters düşer. Bir törende kaymakamın, belediye başkanının adı anılmasa sadece değerli protokol üyeleri denilse hoşunuza gider mi?Kaymakam, belediye başkanı bunu sorgulamaz mı, kızmaz mı, üzülmez mi? İlçe dışı gittiğimiz etkinliklerde hiç kimse konuşurken basını yok saymıyor. Onlar mı doğru yapıyor, yoksa siz mi?

Unutmayın! Elinizdeki mikrofonun anfisi olmasa, sade bir mikrofon bir işe yarar mı?.

Basın, her etkinliğin anfisidir, kablosudur, cereyanıdır. Ben her zaman şunu diyorum; “BASINSIZ YAPILAN İŞ, ANFİSİZ ÇALINAN SAZA BENZER”. Basın yoksa duygularınızı, düşüncelerinizi oraya gelenlerin dışında kimseye duyuramazsınız! Böyle olunca da ilçenin sesi çıkmaz. En büyük kötülüğü basına değil, ilçeye yapmış olursunuz. Beşikdüzü’nde basın, bu işi maddi bir menfaat karşılığı yapmıyor. Buna rağmen bazı kuruluşlar para karşılığı Trabzon gazetelerine haber yaptırdıklarını duyuyoruz. Demek ki, paralı hizmet daha tatlı oluyor. Aslında bu, kendine hizmet veren basın kuruluşlarına sahip çıkmama olayıdır.

Bu duyarsızlık konusunda yakında ilçe basını olarak biraraya gelip canlı yayınla ilgililere sesleneceğiz. Beşikdüzü için bunu son kez da yapacağız ve bekleyeceğiz. Yine de değişen bir şey yoksa aramızda bir değerlendirmede bulunacağız.

Bir programda basın olmasına rağmen yok sayılıyorsa, programlara davet edildiği halde basın masası olması gerekiyorsa ve yoksa, en azından bir koltuk, bir sandalye ayrılmamışsa basının orada durması, ilçe adınagörev yapmasının hiçbir anlamı kalmıyor.

Bu duyarsızlık ve ilgisizlik devam ettiği müddetçe bir gün basın aranızdan çekilebilir. Kendiniz çalar, kendiniz oynarsınız! Yarın eyvah dememek için bu bir hatırlatmadır. İnşallah gerçekleşmez!..