HÜMANİZM ÜZERİNE BİR YORUM

Hümanizm felsefesi 1600 yılından sonra Avrupa’da gelişen, bilge ve yeterli insan manasındadır. Bu felsefeye göre düşüncenin merkezinde Allah değil de insan ve akıl vardır.

Bediüzzaman, mantık kitabında” kâinat büyük bir insandır. Küçül âlem olan insan türü, kâinat denen büyük âlemin düşünce gücüdür. Kâinatın ruhu ve aklıdır, Vahiy ise insanlığın ruh ve aklıdır. Vahiy kâinattan çıksa insanlık ölür. “

Ahmet Ciziri, “insanlık tek, kollektif bir akıl(ilim) ve ruhtan ibarettir. Kâinatın lambası ve nurudur havva(kadın) ve Âdem(erkek) şeklinde görünüyor, ortaya çıkıyor. Onun kollektif şahsiyeti zamansız, maddesiz olarak vardır(zaman üstüdür maddi değildir).

Allah, peygamberler ve kutsal kitaplar zaman ve mekân üstüdür. Arapçada zaman ve mekân aynı kelime ile ifade edilir. Zaman kavramını şu şekilde düşünebiliriz, vadiler zinciri içinde bulunduğunuzu düşünün, bir vadinin içi şimdiki zaman, sağ tarafdaki vadinin arkası gelecek zaman, sol taraftaki vadinin arkası ise geçmiş zaman olsun. Vadinin içinde bulunan sadece bulunduğu zamanı görür, geçmiş ve geleceği göremez. Fakat uçakla, yüksekten bakan birisi, vadinin içini sağını ve solunu yani geçmiş ve geleceği birden görebilir, İşte Allah, peygamberler ve kutsal kitaplar için zaman anlayışı bu şekildedir. Maalesef, insanlar Peygamberler ve kitapları kendi zaman anlayışlarına göre kıyaslıyorlar. İnsanlar ilahi mesajları tarihsel bir olay gibi algılıyor. Kitaplarda anlatılan olaylar için, o zaman oldu deyip, kitapları tarih kitabı gibi düşünüyorlar. Peygamberler ve kitaplar evrenseldir, anlatılanlar her zaman geçerlidir ve tevil(yorum) ile ibret alınmalıdır.

İnsanın duyguları olduğu gibi kâinat denen büyük insanında duyguları vardır ve bunlar fen bilimleridir. Bu fenlere Allah’ın gerçek isimleri denir. İlahi kitaplarda insan ve Âdem ile ilgili çok bilgiler vardır, fenler ve aklı ile insan kâinata hâkim olursa dünya bir cennet olur. Mevlana “Akıl, insanın bedeninde bir lidere benzer; bedenin uzuvları ona itaat ettikçe bütün işleri düzeninde gider. Fakat itaat etmezlerse hepsi de bozulur der”.

İki türlü akıl vardır. Birincisi kazanma ile elde edilen akıldır ki, mektepte çocuğun öğrendiği gibi öğrenilir. Diğeri Hak vergisidir. Mevlana “Akıl eğer yüz gösterip de bir görünüverse: Gündüz, onun aydınlığının karşısında kapkaranlık kalırdı, akıl Allah’ın gölgesidir der.” Peygamber efendimiz “ Zerre kadar aklın namazdan da oruçtan da yeğdir(iyidir, üstündür) Çünkü namaz ve oruç akıllılar için farz kılınmıştır der.”

OSMAN KOYUNCU 0535.760.48. 39 VAKFIKEBİR TRABZON