Öyle oldu, böyle oldu derken…
Yıllardır konuşulan, bir ileri bir geri giden o yatırım nihayet somutlaşıyor.
Vakfıkebir’e yapılması planlanan Adliye Sarayı’nın ihalesi 22 Mayıs’ta Ankara’da gerçekleştirilecek.
Peki, bu noktaya nasıl gelindi?
Bir zamanlar bu yatırımın önü kesildi.
Evet, yanlış duymadınız…
Vakfıkebir’e kazandırılacak bir kamu yatırımı, birtakım hesaplar uğruna planlamadan çıkarıldı.
Gerekçe neydi?
Açık açık söylenmese de herkes biliyor; “Bu yatırım yapılırsa, yeni seçilen Belediye Başkanı Fuat Koçal’a yarar.”
Yani mesele hizmet değil, mesele kimin hanesine yazılacağıydı.
O günlerde Vakfıkebir kaybetti.
Ama kaybettirenlerin umurunda olmadı.
Çünkü siyaset, bazıları için memlekete hizmet etmek değil; rakibini gölgede bırakmak, hatta gerekirse memleketin önünü kesmek demekti.
Oysa bu ilçe yıllarca destek verdi.
Sandıkta arkasında durdu, sözlere inandı, “Vakfıkebir altın çağını yaşayacak” denildi.
Altın çağı bırakın, İlçe, adeta en dip seviyeyi gördü.
Şimdi ise geciken bir yatırım yeniden gündemde.
Adliye Sarayı nihayet ihale aşamasına geldi.
Bu süreçte hakkı teslim etmek gerekir; AK Parti İlçe Başkanı Ahmet Uzun konunun takipçisi oldu.
Ardından Belediye Başkanı Fuat Koçal da sürece dahil oldu.
Bağımsız olarak kazandığı seçimden kısa süre sonra AK Parti’ye katıldı.
Ve görünen o ki, bu yatırımın yeniden masaya gelmesinde bu birlikteliğin de etkisi oldu.
Ama asıl soru hala ortada duruyor; Bir yatırım, gerçekten kimin yaptığına göre mi değerlendirilmeli?
Yoksa kime fayda sağlayacağına göre mi?
Vakfıkebir küçük hesaplara kurban edilecek bir yer değil, Burası herkesin memleketi.
Kim taş üstüne taş koyuyorsa, kim bu ilçeye bir çivi çakıyorsa…
Siyasi kimliği ne olursa olsun, takdir edilmeli.
Ama kim de bu memleketin önünü kesiyorsa, onu da bu halk unutmamalı.
Çünkü geciken sadece bir Adliye Sarayı değil; yıllardır ötelenen bir anlayışın da bedelidir.
*******************
Ne oluyor Çarşıbaşı’nda?
Yerel seçimlerin üzerinden çok zaman geçmedi ama görünen o ki, seçim bitti, tartışma bitmedi.
Küçük küçük başlayan atışmalar, bugün daha görünür hale gelmiş durumda. Özellikle sosyal sayfalar üzerinden yapılan paylaşımlar. Her biri farklı anlamlara çekilmeye müsait, her biri yeni bir tartışmanın kapısını aralıyor.
Eski Belediye Başkanı Mümin Nuhoğlu’nun paylaşımları da bu tartışmaların merkezinde…
Ve kulislerde konuşulan o iddialar; Yeni Belediye Başkanı’na gönderme mi yapılıyor?
Belki açık açık isim verilmiyor ama bu tarz paylaşımlar zaten tam da bu yüzden etkili.
Çünkü herkes kendi payına düşeni alıyor, herkes kendine göre yorumluyor.
Ama burada asıl mesele kişiler değil…
Bu dil, bu üslup, bu ima dolu iletişim…
Kime ne kazandırıyor?
Cevap net: Kimseye...
Ama kaybettirdiği yer çok açık: Çarşıbaşı’nın kendisi.
Sosyal sayfalar üzerinden sürdürülen bu görünmez kavga, aslında görünenden çok daha büyük bir etki yaratıyor.
Çünkü bu tartışmalar sadece bugünü değil, yarının algısını da şekillendiriyor.
Çarşıbaşı’ndaki yarış, artık sandıkta değil; algıda, söylemde ve duruşta devam ediyor.
Ve bu yarış, eğer dikkat edilmezse, ilçede probler başlamaya devam edecek…
O yüzden herkesin kendine şu soruyu sorması gerekiyor; “Benim söylediklerim, Çarşıbaşı’na ne kazandırıyor?”