Artı Değer Katmak Lazım!

Bir ilçenin gelişmişliği gelen misafir ya da turistin fazlalığıyla değer kazanırken sosyal yaşam alanlarının fazlalığı alışveriş merkezleri, şehir parkları ve eğitim kalitesinin artışı yaşam standartlarını doğrudan yukarı taşır.

İlçenin ekonomik değerine değer katmak için yapılması gereken bir dizi seçeneklerde var. Bunların basında geçmişe sahip çıkmakla başlar. Son günlerde il dışında katıldığım kültür turlarında bunlara birebir şahit oldum. Adamlar tüm değerlerine sahip çıkarak kültürel patlama yaşıyor. Biz ise ne kadar eskiye dayalı değerimiz varsa yıkıp yok etmek için adeta yarışır olduk. Adamlar eski yüzyıllardan kalan taş duvarlarına bile sahip çıktılar ve koruma altına alarak nasıl turist çekerim hesabını yaparak planlama yapmışlar. Şimdi bizim gibi bütün ülke oraya akın ediyor. Velhasıl tarihi dokuyu hiç bozmadan yüzyıllardan beri bugüne gelmesi için uğraş verdiler ve bugünde meyvesini topluyorlar.

Şimdi bizim şapkamızı önümüze koyarak düşünmemizin zamanı bence geldi de geçiyor. En küçük eskiye dayalı ne kadar kalıntı varsa korumak şart. Daha sonra da bunlara bir hikâye uydurmak durumundayız. Tıpkı turistik ilçelerimizin yaptığı gibi, bazıları gerçek bazıları adı üzerinde sadece hikâye, ama sonları gelir getirici hikayeler.

Özellikle benim tavsiyen acilen bir kent müzesi oluşturmak lazım. Eskiye dayalı neler varsa burada sergilemeli ve kurulan “Ekmek Müzesi" ve “Külek Peyniri Müzesi” ne paralel olarak planlanmasında fayda var. Ayrıca geçmiş ile bugün arasında bir köprü vazifesi görecek bir yapılanmaya ihtiyacımız var.

Geçtiğimiz aylarda Büyükşehir Belediyesi turizm çalıştayında üzerimize düşenin ilçe adına daha fazla yapılması şart. Artık bugün itibariyle herkesin taşın altına elini değil gövdesini koyma zamanı olduğunu düşünmüyorum.

İlçenin yetiştirdiği gerek ilçede yasayan gerekse de ilce dışında yasayan bir sürü değerlerimizden faydalanılabiliriz. Büyükşehir Belediyesinin yaptığı çalıştayı ilçe içinde önce mini toplantı ile bir yön haritası çıkararak daha sonra da geniş toplantı/çalıştay yapmamız şart oldu. Çalıştayda sürdürülebilir turizm ve geleceğine yön vermek amacıyla somut adımlar atmak için görüşler alınmalı.

Çalıştayda, doğa, turizm, ulaşım, konaklama ve kıyı kullanımı arasında denge kurulmasına yönelik değerlendirmeler yapılmalı. Kısa, orta ve uzun vadede uygulanabilir eylem planlarının oluşturulması, yerel halkın, işletmelerin ve kamu kurumlarının ortak bir turizm vizyonunda buluşması hedefiyle görüş alışverişine gidilmeli.

Dört mevsim turizm ve alternatifli turizm türleri, akıllı destinasyonlar ve dijitalleşme, kıyı alanları ve deniz turizmi, doğa temelli konaklama modelleri, sürdürülebilir çevre ve altyapı geliştirme, spor turizmi ile sportif faaliyetler, kırsal kalkınma odaklı tarım, gastronomi ve ekoturizm başlıklarında yürütülen çalışmalarla doğa, ekonomi ve toplum dengesini gözeten bir yönetim modelinin temelleri atılmalı.

İlçenin turizminin geliştirilmesi noktasında sahip olduğumuz bilgi ve deneyimleri birleştirerek ortak akıl üretilmeli. İlçemizin yoğun ziyaretçi almasının arka planında ise dijitalleşmenin (reklam yönünün) önemli etkileri olacağının da bilinmesinde fayda telakki ediyorum.

Vakfıkebir Turizm Çalıştayı, şehrin farklı bir boyutta incelenmesi ve araştırılması için önemli bir fırsat olur. Turizmi yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, yaşam kalitesini artıran bir unsur olarak da ele almalıyız. Sürdürülebilir bir sistem tasarımı en temel hedefimiz olmalı.

İlçe olarak sahip olduğu potansiyeli değerlendirebilirsek gerek denizi gerekse doğasıyla artık yeni bir hikâye yazma zamanı. Bu toplantı da o hikâyenin başlangıcı olmalı kurulacak olan destinasyon alanlarıyla ilçemizi ön plana çıkarmalıyız ki, İlçemiz bu noktada çok önemli bir faktör ve 365 güne yayılan bir turizm anlayışıyla hareket edilmesi elzemdir.