23 NİSAN BAYRAMI ÜZERİNE

GÖRÜNÜŞ

Ahmet SARAÇ

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106.yılı ve bu günün çocuklara bayram olarak armağan edilişinin yıldönümünde yurdun dört bir tarafında olduğu gibi Beşikdüzü’nde de düzenlenen muhteşem törenle kutlandı.

Törenlere ilçe Kaymakamı Ferhat Vardar, Belediye Başkanı B. Cahit Erdem, Beşikdüzü Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Ertuğrul Karoğlu, ilçe Emniyet Müdürü Turgut Koşgin, İlçe Jandarma Komutanı Hamit Taş ve ilçe halkı katıldılar.

Öncelikle belirtmek isterim ki; bu bayramın Atatürk tarafından konulan adı bu değil. Zannediyorum ki, 1980’li yıllarda değiştirildi. Atatürk’ün koyduğu ad, “23 Nisan Milli Hakimiyet ve Çocuk Bayramı” idi. Neden değiştirilme gereği duyuldu bilmiyorum.

Aklıma takılan bu hatırlatmayı yaptıktan sonra Beşikdüzü ilçesindeki törenlere dönelim. Abartılı söylemiyorum, son 15 yılın en zengin içerikli bir 23 Nisan kutlaması oldu. Eğer hava muhalefeti olmasaydı çok daha büyük keyif verecekti. Spor salonunda tribünlerin tıklım tıklım dolması çok güzel ancak, aynı izlerlik oranını 19 Mayıs ya da 29 Ekim’de göremiyoruz. İlkokula veya ortaokula giden bu çocuklar sizin de büyüdüklerinde sizin olmuyor mu? Devletin kuruluş bayramında bu kalabalık dörtte bire düşüyor.

Bayramda saha içerisinde inen veliler veya çocukların yakınları fotoğraf veya video çekeceğiz diye oyun alanını ihlal ettiler. Bir basın mensubu olarak video çekerken önümden o kadar insan geçti ki, bazı videoları silmek zorunda kaldım. Bazı gelenleri gördüğümde elimi havaya kaldırarak onların geçmesini bekledim. Ellerim ağırdı. Aradan iki dakika geçmiyor ki, yeni birisi geçmesin! Bayramlarda herkes gazeteci oluyor. Onlardan bize sıra gelmiyor.

Bayram öncesi bir sürü etkinlik yapılmış. Yarışmalar olmuş. İl dereceleri elde edilmiş. Bütün bunların hicrinden haberdar edilmedik. Mesela futbol turnuvası yapılmış. Bu haber gazeteye ve internet sayfasına takıların fotoğraflarıyla birlikte haber olurdu. Ben diyorum ya, “BASINSIZ YAPILAN İŞ, ANFİSİZ ÇALINAN SAZA BENZER” diye. Bu yarışmalarda öyle oldu. Sesleri salonun dışına çıkamadı. Çıkması için faaliyetin basında yeralması gerekirdi.

Kimse ilçenin sesinin duyulmasını istemiyor. İstense bu işler böyle olmaz. Kapalı kapılar ardında faaliyetler yürütülmez. Demekki, ilçenin adının basında çıkmasından rahatsızlık duyuluyor. Aynı durum siyasiler ve muhtarlar için de geçerli. Birbirlerinden farkları yok. Görünen köy kılavuz istemez. Bu ilçe başkalarının haberleri okumaktan zevk alıyor. Kendi başarılarını okumaktan nefret ediyor.

Programın sonunda şimdi de halkoyunları ekibini izleyeceğiz denildi. Bu ekip kime ait. Beşikdüzü’nün ekibi mi, yoksa misafir bir ekip mi anlayamadım. Müzisyeni Beşikdüzü’nden onu tanıtım. Ekibin daha sonra Beşikdüzü Halk Eğitimi Merkezi ekibi olduğunu düşündüm. Çokta emin değilim. Sahneye çıkan ekip nereye ait olduğu belirtilmeliydi. Kurum onure edilmeliydi. Programın tek eksik yönünü izleyebildiğim kadarıyla bunu gördüm.

Program sunucunu ilkkez izledim. Sanki yıllardır bu işi yaparmış gibi gayet başarılı bir sunum gerçekleştirdi. Kendisini ve O’na bu görevi vereni tebrik ediyorum. Yeni bir milli bayramda buluşmak dileğiyle herkese sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.