Vakfıkebir:
MAĞFİRET AYI RAMAZAN
Rahmeti Kâinatın Bütününü Kuşatan Yüce Allah’ın Adıyla, Ayırım yapmaksızın tün kullarını rızıklandıran, bağışlamak için türlü türlü fırsatlar halk eden, Yüce Mevlâ, sonsuz rahmetinin tecellisiyle bizleri yeniden Ramazan ayının manevi iklimine kavuşturdu. Her türlü izzet ve ikramı, lütuf ve bereketi, sonsuz imkânları için O’na hamd eder; hayatın her alanda bizlere yol gösteren Hz. Muhammed (sav)'e salât ve selâm ederiz.
Zamandan bağımsız olamayan insan, varlık gayesini gerçekleştirirken, zamanı nitelikli olarak değerlendirmekle imtihan edilir. Rızkımızı kazanalım ve dünya işlerimizi iyi yapalım diye zamanı dilimlere; geceye, gündüze, aylara ve yıllara bölen ve onları şaşmaz bir takibe dâhil eden Yüce Mevlâ, Kadir Gecesi ve Ramazan Ayı gibi zaman dilimlerine daha çok mânâ ve bereket lütfeder. İnanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek yapılan her işe daha yüksek bir mükâfatla karşılık verir, zamanı kendi içinde çoğaltır. Orucun müminlere farz kılındığını bildiren ayette ramazanın bu yönüne değinilmiş, büyük bir nimet olduğuna işaret edilmiş, Allah'a yakınlaşmak ve sorumluluk bilincine erişmek için sayılı günlerin oruç ile ihyâ edilmesi emredilmiştir.
Kur'an, toplumu değiştirmek ve dönüştürmek üzere ilk kez asırlar evvel yine böyle bir ramazanda ilâhi kattan inmeye başladı. Sadece Allah'a kullukta bulunmaya, ana babayı hoş tutmaya, düzgün davranışları tercih etmeye, Allah'tan af dilemeye, yoksula, yolda kalmışa hakkını vermeye, aile efradına, akrabaya ve komşuya karşı görevleri yerine getirmeye, savurganlıktan ve cimrilikten uzak durmaya yumuşak söz söylemeye, çocukları rızık endişesiyle öldürmemeye, rızka kefil sadece Allah'ı bilmeye, kadın erkek arasındaki mahremiyet ilişkisine özen göstermeye, sarhoşluk veren maddelerden uzak durmaya, öldürmemeye, yetim malını el üstünde tutmaya, ahde vefa göstermeye, ölçü ve tartıya titizlik göstermeye, kesin bilgi ile konuşup yorumlamaya, göze, kulağa ve kalbe görevlerini yaptırmaya, mütevazı davranmaya, yasaklara riayet etmeye, imkânsızlıkla imtihan edilenlere gerekli yardımı yapmaya ve kolaylığı sağlamaya çağırmıştır. Yüce yaratana ait bu davet, her çağda beşer ihtiyaçlarına cevap verecek evrenselliğe sahiptir ve ilk günkü tazeliğinden ve güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir. O nedenle muhatabı olduğu insanın hayatında karşılık bulmaya hakkı vardır.
Doğru yolu göstermesi, hak ile batılı birbirinden ayıran delilleri içinde barındırmasıyla insanların hidayetine tahsis edilen Kur'an'ın bu ayda indirilmiş olması, Ramazan Ayına yücelik kazandıran yegâne unsurdur. Zira son vahiy, mülkün teminatı olan adaleti rahmetle yoğurmaya, ahlakı, bilgi ve hikmetle süslemeye, ramazanda başladığından asırlar evvelinde olduğu gibi modern zamanlarda da ramazan ayları hep değişime konu olmalıdır. Bu ayı gören herkesin, eriştiği nimete oruçla mukabelede bulunma mecburiyeti, şükrün gereğidir. Ramazan ayında daha fazla öne çıkan ve varlık âlemini kuşatan rahmet ve mağfiretten faydalanabilmek için bu ayın istisnai durumunu ortaya koyan oruç ve teravih gibi ibadetlere sarılmalı, Kur'an'ı anlayıp yaşamaya ve Peygamber’e uymaya gayret edilmelidir ki, Ramazan orucunun vesile olacağı takvâya erişme ve bin aydan değerli Kadir Gecesi’nin bereketi tecellî etsin.
Ölçülü yaşamakla mükellef olan insan, zorlu imtihanda, karmaşık beşeri ilişki ağıyla mücadelede, dinin irâde eğitimine ve nefis terbiyesine muhtaçtır. Ramazan Ayı buna başlamak için iyi bir fırsattır. Hayata dair teamülleri sorgulayabilir, geçmişle yüzleşebilir, varlığın gayesi üzerinde tefekküre geniş zaman ayırabilir, toparlanarak istikâmete girebilir, sağlam bilgiyle yenilenebilir, ümmet ve milleti ilgilendiren meselelere ve Müslüman topluma özgü niteliklerin muhafazasına kafa yorabiliriz.
Ramazan, beşere, hayatın bütününde nezâket ve nezâhetin ihsân edildiği aydır. Nebevi uygulamalarla gönüllere işlenen bu estetik yaklaşım; aileye, akrabaya, yoksula, yurtsuza, yaşlıya, kimsesize, dula ve yetime, düşküne, tüm insanlara, mahlûkata, yere, göğe ve bütün eşyaya; merhamet, sevgi, şefkât, paylaşma, yardımlaşma, doyurma, gözetme, gönül alma, huzur, barış, birlik ve dirlik olarak yansıtılmalıdır.
Gölgesi üzerimize düşen Ramazan Ayı’nın, ülkemiz, milletimiz ve İslam coğrafyasında iyiliğe, berekete, kurtuluşa, affa ve mağfirete vesile olmasını Yüce Mevlâ'dan niyaz ederim.
Ramazan’ın feyiz bereketi üzerinize olsun.

Hüseyin Köksal
İlçe Müftüsü
 
banner71
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner77

BAŞKAN BALTA, "EKMEĞİMİZİ DÜNYA’YA...
Vakfıkebir Belediye Başkanı Muhammet Balta, 11 yıl aradan sonra yapılan ve çok yoğun bir ilgi görerek...

Haberi Oku